
Yazar: Mehmet AKAY
Yeni sol artık sol kamuoyunda kendini tartışılır kıldı. Dünyada gelişen anti-kapitalist toplumsal muhalefet yeni solun temel dayanağı durumunda. Bu muhalefet önce Seattle ardından Washington, Milau, Melbourne, Prag, Seul, Cenova, Davos gibi birçok yerde kendini ortaya koydu. G-8 zirvesine ve NATO toplantılarına karşı, ABD’nin Irak ve Afganistan savaşına karşı, Kyoto toplantılarında, küresel ısınmaya karşı, militarizme ve cinsel ayırımcılığa karşı bir dizi kampanyalarla kendini sürekli yeniledi. Bu sokak gösterilerinde dönem dönem işçi sınıfının da desteğini kazandı. Venezüella’da Chavez UNT işçi konfederasyonunun desteğini alarak bir dizi emek yanlısı siyasetin yolunu açıyor. Fransa’da “İlk İş Sözleşmesi”(CPE) yasasına karşı 28 Mart gösterilerinde yer aldı. Türkiye’de savaş karşıtı hareket öncülüğünde başlatılan 1 Mart 2003 teskere karşıtı hareket… darbe tehditlerine karşı gelişen Darbeye Karşı 70 Milyon Adım ve Hrant Dink cinayetine karşı oluşturulan kampanyalarda işçi sınıfının desteğini görmek gerekir. Bu destek bazen işçi sınıfının örgütlü katılımıyla, bazen de örgütsüz, tek tek katılımıyla gerçekleşti.
Yeni sol bu süreçlerin içinden gelişiyor. Bir programa veya ideolojiye sahip olmadan gelişiyor. Küresel kapitalizmin saldırısına karşı hem ulusal hem de yerel tepki ile kendini örgütlüyor. Ancak bu hareketin yerel ayağı henüz siyasal gelişmeleri belirleyecek düzeyde değil. Bunun bir çok nedeni var. Yeni hareket henüz Türk solu tarafından anlaşılmamış durumda. Oysa bu hareketin basıncı Özgürlük Ve Dayanışma Partisi’ni bile bölmüştür. Cumhuriyet mitingleri ile boy gösteren milliyetçi ve darbeci geleneğini de solun dışına itmiştir. Ancak hareket yeni solun zeminine aday olduğu gibi belli zaaflar da taşımakta.
Bu hareketin ihtiyaçlarına sol net yanıtlar üretememektedir. Bu hareket yalnızca kampanyaları göğüsleyen sivil inisiyatifler açısından değerlendiriliyor. Oysa kampanyaların yarattığı basınçlar ve sonuçları üzerinden düşünmek hareketin ihtiyaçlarına daha doğru yanıt verilmesini sağlar. Solun 28 Şubat darbesinin ardından Cumhuriyet Mitingleri, darbe teşebbüsleri ve barış sürecinde yaşadığı ayrışma anti- kapitalist hareketin yalnız kalmasına neden olmuştur. Ama hareket bugün dünden daha net. Kendi siyasal ayrışmasını yaşamakta olup nedenleri üzerinde tartışabilmekte. Yeni bir sol parti arayışını da bu zeminde görmek gerekir.
Yeni parti ihtiyacı yalnızca solun ihtiyacı değildir. Solu bu arayışa sürükleyen dünyada gelişen anti-kapitalist hareket ve onun parçası olan yerel direniş hareketidir. Dolayısıyla partileşme süreci bu dinamiğin üzerinde düşünülmelidir. Solun yerel olarak yaşadığı bir takım siyasi sorunlar anti-kapitalist hareketin güçlü olduğu ülkelerde de yaşandı. Örneğin Fransa’da üçüncü dünya ülkelerinin borçlarının silinmesi gibi kampanyalara imzasını atan ATTAC, emperyalistlerin Afganistan işgali karşısındaki kararsız tutumuyla kendi sonunu hazırladı. Afganistan’daki direnişçi guruplar gerici olarak değerlendirildi ve işgale karşı tarafsız kalındı. Bu perspektif bizde ‘ne şeriat ne darbe’ ikilemi ile yaşanmıştı. Yine de sol dünyada gelişen anti-kapitalist hareketin ihtiyaçlarına yanıt verme açısından bugün daha net konumdadır. Yerelde yaşadığımız birçok siyasi sorun konusunda içinde konumlandığımız sol netleşmiştir.
Önümüzdeki dönem IMF ve DB İstanbul’da toplanacak. Ayrıca barış süreci parlamentonun açılımıyla hızlanacak. Yeni sol bu sürece eskiden olduğu gibi sokakta kampanyalar eşliğinde müdahale edecektir. Yeni bir sol partinin ihtiyacını gören ve bu doğrultuda adım atmaya çalışanlar bu kampanyalarda yer almalılar. Parti inşası bunun üzerinden yürümeli.
Yeni partinin geleneksel parti anlayışları ve disiplinlerinden farklı olduğu ortaya konmalıdır. Çünkü hareketin kendi içinde farklı sivil inisiyatifler üzerinden yürüdüğü gözden kaçmamalıdır. Yani bir sol parti olmasa da hareketin gelişeceği bellidir. Sol parti bu sürecin önünü açacak şekilde düşünülmelidir. Dolayısıyla yeni parti farklı sivil inisiyatifleri içinde eriten değil, güçlendiren bir pozisyon belirlemelidir. Her inisiyatif ve grup kendi varlığını korumalı ve kendi başına kampanya kararı alıp, bunu kendi adına uygulayabilmelidir. Bunu bir makinesnin birbirine geçmiş dişlileri olarak düşünün. Küçük bir diş harekete geçince diğer tüm dişleri nasıl hareketlendiriyorsa, hareket içindeki sivil inisiyatiflere de kendi başına kampanya örgütlenme olanağı sağlanmalıdır. Bu konuda sınırlar bellidir. Eline parti bayrağını almayacaksın, cinsiyetçi, milliyetçi, militarist, ayrımcı vb, üzerinde partinin genel olarak anlaştığı ilkeler dışında eylemler yapmayacaksın. Alabildiğine demokratik bir yapı partinin olmazsa olmaz şartıdır. Yeni parti hareketin partisi olmalıdır. Hareketin ihtiyacına yanıt veren bir anlayışla inşa edilmelidir. Bu anlamda günlük ortak gazete çok önemli bir birlikteliği sağlayacaktır. Ancak, Yeni Solu bir araya getiren gurupların ve inisiyatiflerin bağımsız yayınları yok sayılmamalıdır. Eğer bu anlayış sağlanmasza parti ancak sol/sosyalistlerin küçük bir yeni partisi olmakla sınırlanacaktır. Oysa yeni parti kitle partisi olmalıdır.
Bu partileşme sürecine olumlu yaklaşanların öncelikle kendi partilerini kapatmaları gerekir. Sorun büyük karnavalın hazırlanmasıdır. Karnaval kurulduktan sonra herkes yeteneği ölçüsünde kendi gösterisini sergiler. Yeni sol parti nihayi bir hedef değildir. Hareketin ve solun büyümesi için düşünülen bir araçtır. Bir eylem birliği, kampanya birliğidir. Hareket geliştikçe, büyüdükçe ihtiyaçları değişecektir. Beklide oluşturulan sol parti günün birinde bu ihtiyaca yanıt vermeyecek bir duruma düşebilecektir. O zamanda bu ihtiyaca yanıt verecek bir parti yine bunun içinden çıkacaktır. Ama bugün herkesin kendini ifade edeceği, birlikte kampanya düzenleyeceği bir sol partiye ihtiyaç vardır.
Emek örgütleri yaşadığımız olumsuz siyasi ortamlardan dolayı kendi içine kapanık durumdadır. Dolaysıyla emek örgütlerinin hareketlenmesi ancak bu partinin vereceği siyasi mücadeleyle ortaya çıkacaktır. Solun 28 Şubat, Cumhuriyet Mitingleri, darbe karşısındaki tutumu ve barış sürecine bakışı karşısında yaşadığı bölünmüşlük işçi ve emekçi hareketinin içe kapanmasına, şaşkınlığa düşmesine, hatta güven kaybetmesine neden olmuştur. Bu sürecin aşılması ancak sol bir partinin demokrasi mücadelesinde vereceği tutumla olacaktır.
Yeni parti bu anlamda sokakta inşa edilmelidir. Hareket beklemiyor. Yeni parti bu hareketin arkasına düşmek istemiyorsa en kısa sürede oluşturulmalıdır. Ufuk Uras’la anılan süreç önemsenmeli, desteklenmeli ve hızlandırılmalıdır.

Son Yorumlar