Gönderen: Hep Beraber | Ekim 4, 2009

HEPBERABER İÇİN ÇAĞRI

Yazar: Cem HİRA

capitalism-boundKapitalizmin kâr içgüdüsünün gezegenimizin geleceğini tehdit ettiği artık saklanamıyor. 

Alternatif/temiz enerji kaynaklarının yerine fosil yakıtların kullanımında ısrar edilmesi sonucu gelişen küresel ısınma beraberinde iklim değişikliğini getirdi. Artık kasırgalar, seller, kuraklık, aslında doğal olmayan bir çok felaket, Hollywood fantezileri olmaktan çıkıp yaşamlarımızın birer parçası oldular. 

Pek çok kıtada milyarlarca insan gecekondularda, karton evlerde, rezil koşullarda yaşıyor. Temiz suya ulaşamayan on milyonlar var. Bir çok kıta diktatörlerin insafında kendi kaderiyle başbaşa bırakılmış durumda. Açlık ve salgın hastalıkların kitlesel ölümleri getirebileceği kapital’in sahiplerince de kabul ediliyor artık.

Küresel sermaye ise kârına kâr katıyor. Büyük silah şirketleri, baskıladıkları devletler aracılığıyla silahlanmayı her geçen gün artırıyor. Bu ezilen ulusları baskı altına aldığı gibi toplumsal zenginliğimizi de kemiriyor. 

Küresel sermayenin pervasızlığı şok etkisi yaratan Seattle gösterileriyle deşifre edilmişti. Aralık 1999′da Dünya Ticaret Örgütü toplantısına karşı ortaya çıkan büyük protesto hiç kimsenin tahmin etmediği bir etki yaratmıştı. Bu gösterileri Washington, Millau, Melbourne, Prag ve Seul protestoları izledi. CNN Prag protestolarını “anti-kapitalist” olarak tanımladı. Uluslararası iş dünyası dergisi The Economist, protestoları “anti-kapitalist” ön-adıyla olarak tanımlamaya başlamıştı. 

Türkiye’de de küresel sermayenin saldırılarına hem yerel hem de uluslararası düzeyde gerçekleşen çeşitli kampanyalarla yanıt verildi. 
ABD’nin Irak işgali öncesinde, uluslararası protestoların da desteğiyle muazzam bir enerji ortaya çıktı. Bu muhalefet Türkiye’nin Irak’ın işgaline katılmasını sağlayacak tezkerenin TBMM’den onay almasını engelledi.
Yeni Sol’un ayak sesleri daha güçlü bir şekilde duyulmaya başlanmıştı. Tüm dünyada insanlar her geçen gün daha iyi örgütlenir, yeni bir IMF veya DTÖ toplantısı yaptırmamak ve Kyoto toplantılarında çevreye duyarlı kararlar alınmasını sağlamak için seferber olurlarken, Türkiye’de de solda yeni tür kampanyalar ortaya çıkıyordu. Savaş karşıtı geniş bir koalisyon oluşuyordu. İklim değişimine karşı kampanyalar başlıyordu. Gezegenin sorunlarıyla emekçilerin gündemini buluşturmaya çalışan yeni bir sol anlayış şekilleniyordu. Üstelik bu anlayış yeni ittifaklarla yeni arayışlara yöneliyordu.

Ancak Türkiye’de şekillenmekte olan hareket ‘bu topraklara özgü’ başka sorunlarla da başetmek zorundaydı. Alacakaranlık darbeler kuşağının yeni aktivistleri, üç askeri darbe görmüş, Musa Anter’lerin göz göre göre öldürülmesine şahitlik etmiş ‘kıdemli yoldaşlarının’ yanında, 28 Şubat post-modern darbesine, ‘Ayışığı’, ‘Sarıkız’ gibi kodlarla anılan dört askeri darbe girişimine, Hrant Dink’in göz göre göre öldürülmesine, Ergenekon örgütüne, 30 yıldır süren kirli bir savaş sonucu onbinlerce yoksul insanın yitip gitmesine şahitlik ediyorlardı. Böyle bir ülkede monoton siyasal gelişmeler beklemek zaten abesle iştigaldi…

Şimdi bu antikapitalist birikimin üzerinde ‘Yeni Sol’u inşa etmeliyiz. ‘Yeni Sol’ diyoruz, çünkü, dünyada yeni bir toplumsal mücadele var. ‘Yeni Sol’ diyoruz çünkü, eski sol söylemler ve ideolojilerle bu sürece karşı geniş bir toplumsal mutabakat oluşturulamayacağını biliyoruz. ‘Yeni Sol’ diyoruz, çünkü, devletin, silahlı devlet kuvvetlerinin, darbelerin ve demokrasi karşıtlarının yanına düşen Türk solundan kendimizi ayırmak istiyoruz. ‘Yeni Sol’ diyoruz, çünkü, küresel sermayeden beslenen Türk sermayesini sorunun temel kaynağı olarak görüyoruz.

‘Yeni Sol’ bütün bu sorunları kampanyalar eşliğinde gündeme getirerek geniş halk yığınlarının desteğini almaya öncelik tanımalı. Başlattığı tüm kampanyaların siyasal sonuçlarını parlamentoya taşıyarak daha güçlü bir muhalefetin önünün açılacağını görmeli. 

‘Yeni Sol Parti’ geleneksel ‘sol’ partiler gibi ideolojik bir referansı temel alarak oluşturulmamalı. Böyle bir anlayış ‘Yeni Sol’u bir araya getiren bileşenlerin daha baştan ayrışmasını beraberinde getirir. Kendini anarşist, solcu, müslüman, sosyalist, çevreci, ekolojist, feminist, eşcinsel aktivist gibi farklı kimliklerde tanımlayan herkesi içine alabilecek bir soldan söz ediyoruz. Demokratik bir anayasa isteyen, Kürt halkının özgürlük talebinin yanında konumlanan, ekonomik krizler karşısında emekçilerin savunulmasını, bütçeden emekçileri destekleyecek paketler ayrılmasını isteyen ve küresel kapitalizmi sorgulayan, başörtüsü gibi temel insan hakları konularında özgürlüklerden yana mücadele eden, kadın sorununa ve çeşitli cinsel kimliklerin sorunlarına, iklim değişikliğine, azınlıkların yaşadığı ötelenmeye duyarlı, komşu ülkelerle barış içinde yaşanmasını kendine sorun edinen bir ‘Yeni Sol’ kurmalıyız, Yeni Sol Parti için taraf olmalıyız, hem de ‘Hepberaber!’


Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.